354 Yıllık Cami, Onarım Sonrası Cemaatiyle Buluştu

Erzurum'da yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalan 354 yıllık tarihi Cedit Camii, Vakıflar Bölge Müdürlüğünün 5 aylık onarım çalışmasıyla yeniden ibadete açıldı.

Yakutiye ilçesindeki eski yerleşim yerlerinden Cedit Mahallesinde 1670 yılında Hacı Mennah Efendi tarafından yaptırılan tarihi Cedit Camii, yanındaki metruk binanın duvarının yıkılmasıyla ağır hasar aldı.

Bazı bölümleri yıkılan tarihi cami için Vakıflar Bölge Müdürlüğü, onarım kararı aldı. Yaklaşık 5 ay önce başlatılan onarım çalışmalarının tamamlanmasıyla tarihi cami, cemaatiyle buluştu.

Camide 1900'lü yıllarda vakfedilen Kabe örtüsü sergileniyor

Mihrabı taştan olan ve 1900'lü yıllarda vakfedilen Kabe örtüsünün sergilendiği caminin, cepheleri moloz taş, tavanı ise ahşaptan oluşuyor.

Caminin 354 yıllık tarihini AA muhabirine anlatan Vakıflar Erzurum Bölge Müdürü Murat Uslu, şöyle konuştu:

"Tescilli eserin yanındaki metruk binanın çökmesi sonucu cami hasar aldı. Bu hasrı da gerekçe göstererek, camimize kapsamlı bir çalışma uyguladık. Önce camiyi askıya alıp batı cephesinde ki duvarı komple temelden itibaren yeniledik. Caminin tüm yüzeylerini sıvasını kazıyarak aslını ortaya çıkarıp, onaylı projesiyle derzlerini de yenileyerek, camimizi orijinal görünümüne taşıdık. İçinde ise PVC ve demir aksamla yapılan kapıları ve pencereleri ahşaplarıyla yeniledik. Bu çalışmamız yaklaşık 150 gün sürdü. Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak 150 gün sonra camimizi tekrar cemaatiye buluşturmanın, tekrar 'amin'lerle coşturmanın hazzını yaşıyoruz."

"Butik bir cami olma özelliğini taşıyor"

Uslu, Erzurum'da birçok tarihi caminin olduğuna işaret ederek, Cedit Camii'nin de eski Erzurum yerleşim yerinde bulunduğunu belirtti.

Cami ile ilgili kapsamlı çalışmaların da yapılacağını aktaran Uslu, "Camimiz butik bir cami olma özelliğini taşıyor. Caminin bir tarafı (çevresindeki eski yapı) zaten yıkıldı. Diğer tarafını da (çevresindeki metruk yapılar) yıkarak bu tarihi dokuyu, camimizi tarihi silueti ile ortaya çıkarmaya gayret edeceğiz." diye konuştu.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.