
Aile Nasıl Bir Kurumdur?
Aile nasıl oluşur? Aile nasıl bir kurumdur? Aile olmak neyi gerektirir? Temel ve vazgeçilmez bir müessese: “Aile”ye dair...
Âileyi oluşturan hayat arkadaşlarının mes’ûd günleri, ince ve derin hâtıralar, samimî neş’eler, refah, huzur ve evlât sevgisi, ancak nikâh gölgesinde ve iyi hazmedilmiş İslâmî prensiplerin sağladığı olgunluk sâyesinde gerçekleşebilir.
Gerçek saâdet, erkek ve kadının aralarındaki bütün münâsebetleri ilâhî emirlere muvâfık bir üslûpla gerçekleştirmeleri neticesinde husûle gelir. Zira Cenâb-ı Hak, onları hem rûhen hem de bedenen birbirlerine muhtaç bir sûrette yaratmıştır. Erkek ve hanım, ikisi birbirini ikmâl eder. İnsanların erkek ve kadın olarak birbirini tamamlayan iki cins şeklinde yaratılması, hayatın dengesini ve saâdetini sağlayan önemli bir unsurdur. Bu denge büyük savaşlar gibi sebeplerle bozulduğunda, aradan çeyrek asır bile geçmeden ilâhî bir tanzimle tekrar düzelmektedir.
AİLE NASIL BİR KURUMDUR?
Çiftlerin meşrû birliktelikleri ile toplumun temel taşları olan âileler meydana gelmektedir. Âile, toplum düzeninin kemâle ermesi ve hânelerin saâdet ve mutluluk ile dolabilmesi için temel ve vazgeçilmez bir müessesedir.
Âile tesis edilirken, erkek ve kadın birbirine kesin olarak söz verir; sevgi, samimiyet ve güven esasına dayalı bir birlik kurarlar. Böylece ilâhî kudret akışlarının bir tecellîsi olarak, birbirine yabancı iki kişi, artık birbirine en yakın iki insan oluverir. Üstelik kurdukları yuva da kendilerine, ayrıldıkları baba evinden daha sıcak hâle gelir. Allah Teâlâ, zevc ve zevcenin birbiri için ilâhî bir lûtuf olduğunu şöyle beyan buyurur:
“O’nun (varlığının ve birliğinin) delillerinden biri de kendilerine meyledip ülfet edesiniz diye kendi cinsinizden size eşler yaratması ve aranızda bir muhabbet ve şefkat kılmasıdır. Şüphesiz ki bunda tefekkür eden bir topluluk için nice deliller vardır.” (er-Rûm, 21)
Âilede saâdet, eşler arasında karşılıklı bir anlayış ve olgunluğun meyvesi olup hassâsiyetle korunmalıdır. İki taraf aslâ lâubâlî olmadan, samimiyet içinde yaşamalıdır. Âile hayatı içinde vakar ile kibir, tevâzu ile zillet, samimiyet ile lâubâlîlik arasındaki hassas sınırlara âzamî derecede dikkat edilmelidir. Ayrıca bu dünyada en fazla nazara gelen şeyin “saâdet” olduğu da unutulmamalıdır. Bu bakımdan âilece görüşmelerde hudutlara dikkat etmek ve gayr-i mes’ûd insanlardan -onları da incitmeden- uzak durmaya çalışmak gereklidir.
Ev, sadece barınmaya mahsus bir dört duvardan ibâret değildir. Orada yaşanan hâllerin mahremiyetine dikkat etmek ve âilevî meseleleri umûma ifşâ etmemek, saâdet ve huzurun devâmının temel şartlarından biridir.
İslâm, kâmil mânâsıyla doğru anlaşılıp iyi hazmedildiği takdirde âile bir “cennet” hâline gelir. Bundan dolayıdır ki: “Erkeğin cenneti evidir.” buyrulmuştur.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, 12 Saadet Damlaları, Erkam Yayınları
YORUMLAR