Allah Dostu Olabilir miyim?

Allah dostu olabilir miyiz? Nasıl Allah dostu olunur? Abdullah Sert Hocaefendi açıklıyor.

ALLAH DOSTU OLABİLİR MİYİM?

Hocam, ben Allah dostu olur muyum? Olursun. Ne lazım hocam? Yakın halinde bir iman ve hiç böyle eksilmeyen, zamana ve zemine göre değişmeyen, adeta derin gibi sana yapışmış bir takva hassasiyeti… Evet, Cenâb-ı Hak, velileri için iki güzel kelime kullanıyor: Rabbin kelimeleri bunlar, iman ve takva.

Şimdi, gerçekten imanlarımız bir bunalım içerisinde maalesef. Deizm, ateizm, farklı vesveseler… İçimizden gelen, dışımızdan gelen. Takva ise yaşadığımız toplumda gerçekten elleri koruyabilmek, gözleri koruyabilmek, dili koruyabilmek, kalbi koruyabilmek, malın bedelini ödemek, canın bedelini ödemek zorlaştı. Evet, Allah dostu çok güzel bir makam ama bedeli de gerçekten zor. Yakın halinde bir iman ve böyle hiç eğilmeyen, yamulmayan, düşmeyen bir takva.

Bu ayetle ilgili çok güzel bir tefsir yapmışlar burada. Teberrüken, onu da okuyacağım. Aslında hakikaten tam böyle, yani Allah dostluğunun güzel tarifi.

62. ayette geçen, daha sonra da 63. ayetle anlatılan Allah dostları… Allah’ın kendilerine böylesine mukaddes bir unvan vermesini sağlayan özellikleri iki kelimede özetlenmiştir: İman ve takva. Çünkü iman, bütün batıl ve yanlış inançlardan sıyrılarak gerçeğe, hakka ulaşmış olmanın ifadesidir. Takva da her türlü sapık ve kötü yoldan, başıboş ve hayvani yaşama tarzından arınarak kalbi Allah’a teslim etmenin, hayatı Allah’ın kanunlarına göre düzenlemenin ve böylece bir ahlak disiplinine girmenin ifadesidir.

Kalp, batıl ve yanlış inançlardan sıyrılacak, hakka ulaşacaktır. Takva da sapık ve kötü yollardan, başıboş ve hayvani yaşama tarzından arınarak kalbi Allah’a teslim etmek bir kıvama ermenin neticesi olarak insanda hayat halini bulacaktır. İşte Allah dostları, imanla marifetullaha, takva ile de üstün ahlaka ulaşmış olduklarından, 62. ayette buyurulduğu gibi, her türlü korkudan, kederden ve yeisten kurtulmuşlardır. Çünkü onlar, en üstün kudret olan Allah’ın dostluğunu ve himayesini kazanmışlardır. Dünya hayatında da ahirette de onlara müjdeler vardır.

Not: “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de. Onlar, iman edip de takvâya ermiş olanlardır.” (Yunus suresi, 62-63)

İslam ve İhsan

ALLAH DOSTU KİME DENİR?

Allah Dostu Kime Denir?

ALLAH DOSTLARININ ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Allah Dostlarının Özellikleri Nelerdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.