Altınoluk Dergisinin Ocak 2025 Sayısı Çıktı

Altınoluk dergisinin 467. sayısı çıktı. Altınoluk dergisinin Ocak 2025 sayısı “Dijital Dünya ile İmtihanımız” kapağıyla yayınlandı.

“Dijital Dünya ile İmtihanımız” başlığıyla çıkan Altınoluk dergisinin 467. sayısının takdimi şöyle yapılıyor.

TEKNOLOJİ: YA KURTULUŞ YA KAYBEDİŞ

Bir iletişimci sanayi devriminin insanın beden gücü kapasitesini genişlettiğini, “insanın kolu uzadı” diyerek ifade etmişti. Kollarla kaldırılamayacak ağırlıklar buhar ve elektrik gücü ile kaldırılır hale gelmişti. Radyo insanın kulağının kapasitesini genişletti, kulağımız uzadı, kıtalar ötesinden gelen sesi işitir hale geldik. Televizyon gözümüzün kapasitesini genişletti, dünyanın dört bir tarafından gelen görüntüleri görmeye başladık, gözümüz uzadı.

Aynı iletişimci, yeni gelişmeye başlayan bilgisayarların bu sefer zihni uzatacağını düşünüyordu. Öyle de oldu. Bilgisayarlar zihnin hem hızını hem de hacmini genişletti. Bugün ise muhayyilenin sınır tanımayışına şahit oluyoruz. Sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik ve yapay zekâ derken muhayyile kapasitesini o kadar geliştirdi ve uzattı ki gerçek ile gerçek olmayan arasındaki sınır muğlaklaştı. Gerçek hayatlarla sanal hayatlar arasındaki çizgi artık aşılmış bir çizgidir.

Muhayyilesi uzayan insan haddini de aştı. Göklerle irtibatını kopardı. Yüz çevirdiği kilisenin tanrısı, izah edilemeyenin ya da boşlukların tanrısıydı. Ne zaman ki bilim, insanları her şeyi izah edebileceğine inandırdı, “boşlukların tanrısı” yerini bilim ve teknolojiye bıraktı. Şimdilerde dijitalleşen teknoloji yapay zekâ ile her şeyin, hatta ölümsüzlüğün bile mümkün olacağına inandırıyor. İnsanların imtihanı artık ne para, ne tenler, ne de statüdür; imtihan, hepsinin birleştiği, bütünleştiği ve kendisi ile ifade edildiği teknolojidir.

Teknolojiperestlik, insanın kendisini yaratanı tanımadığı, göklerle irtibatını kopardığı yeni dönemin âfetidir. Bir şey haddini aşarsa zıddına dönüşür. Vasıta ve vesile olması gereken teknik aletler o kadar hayatın merkezine oturdu ki artık bizatihi gaye oldu. Araç olmaktan çıkmış, amaca dönüşmüş teknoloji insanın gözünü, kulağını ve kalbini bilgi bombardımanı ile perdeliyor. Küfür ve gaflet artık bilmemek değil, bilineceği seçememektir; teknoloji yüzünden hakikate karşı kör, sağır ve perdeli hale gelmek küfrün ve gafletin yeni tarifidir.

Hepimiz zamanımızın çocuklarıyız. Bu zamanda bize imtihan olarak teknoloji düştü. Teknoloji zamanımızın fitnesidir. Fitne, imtihan konusu olan şeydir. Bu, kazancın da kaybın da teknoloji ile geleceği anlamına geliyor. İnsanların gözünü ve gönlünü teshir eden bu âfetle ilişkimiz akıbetimizi tayin edecek kadar mühim bir seviyeye gelmiştir. “Dijital Dünya İle İmtihanımız” başlığını bu duygu ve düşüncelerle tercih ettik. Teknolojinin, iki tarafı keskin bıçak gibi, kurtuluşumuzun da kaybedişimizin de vesilesi olabileceğine işaret etmeye gayret ettik.

Gazze ile daralmış yüreğimiz, Şam’ın hürriyeti ile bir nebze ferahladı. Tarihten, kendisine Şam nasip olana akabinde Kudüs’ün verildiğini bilerek ümitlendik, darısı Gazze’ye ve Filistinli kardeşlerimize diye dua ediyoruz. Üç ayların bereketli mevsimine girdiğimiz şu ayda Rabbimiz bu güzel zamanlardan istifademizi artırsın. Ocak ayında idrak edeceğimiz Miraç ve Regaip Kandillerinizi tebrik eder, hayırlara vesile olmasını niyaz ederiz. Bir sonraki sayımızda buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olunuz efendim.

Dergiyi temin etmek için tıklayınız.

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.