Ateşkes İlan Edilmesiyle Gazzeliler Evlerinin Yıkıntıları Üzerine Çadırlar Kurdu

Hamas ile işgalciler arasında ateşkesin 19 Ocak'ta yürürlüğe girdiği ilk günden bu yana Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki büyük yıkım, Filistinlilerin yıkılan evlerine dönmelerine ve enkazın üzerinde yeni bir yaşam kurmalarına engel olmadı.

Filistinliler ateşkes ilanı sonrası hızla evlerinin olduğu bölgelere geri dönerek Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bazı mahallelerde çadırlar kurdu ve ateşkesten sonraki ilk geceyi kampın merkezinde geçirdi.

Geri dönenlerden bazılarının AA'ya verdiği demeçlere göre, Filistinlilerin hızla yerinden edildikleri bölgelere dönmesi, Filistin'in sembolü olarak kabul edilen, geri dönüş hakkı ve mülteci meselesine gönderme yapan kampta yaşama ısrarını ve bağlılığı yansıtıyor.

İşgalciler, 5 Ekim 2024'te Gazze Şeridi'nin kuzeyinde başlattığı yoğun kara saldırılarıyla 3 ayı aşkın süre boyunca kamptaki tüm evleri moloz yığınına çevirerek tüm altyapıyı yok etti.

Filistinliler kalmakta ısrar ediyor

Cibaliya Mülteci Kampı'nın kuzeydoğusundaki Tel el-Zater Mahallesi'nden Filistinli Eyyüb et-Teli, işgalcilerin ailesinin 4 katlı evini yıkıp moloz haline getirdiğini kaydetti.

Teli, "Evi ve nasıl yıkıldığını görünce büyük bir şok yaşadım. Görünüşe göre ordu havaya uçurmadan önce evi yakmış, bu da demek oluyor ki buradan hiçbir eşyamızı kurtaramayacağız." diye konuştu.

Yıkılan evlerinin bulunduğu bölgeye ulaştıktan saatler sonra çocuklarına evin etrafındaki molozları temizlemeye başlamalarını ve üzerine çadır kuracak bir yer bulmalarını istediğini kaydeden Teli, bunu başardıklarını ve geceyi en büyük oğlu Baha ile orada uyuyarak geçirdiklerini anlattı.

Teli, "Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki insanların, işgalcilere  karşı gösterdikleri direniş ve topraklarını terketmeyip bulundukları yerde kalma kosunda gösterdikleri ısrarla ön plana çıktığını" söyledi.

"Musibet büyük, yara çok büyük olduğu doğru ama biz asla umutsuzluğa kapılmıyor, ilk günden itibaren hayatta kalma ve yeniden yapılanma konusunda ısrar ediyoruz." şeklinde konuşan Teli, çadır kuran tek kişinin kendisi olmadığını, çok sayıda Filistinlinin yıkılan evlerinin enkazı üzerine çadırlar kurduğunu anlattı.

Filistinliler temel hayat gereksinimlerinden yoksun

Eşi ve çocuklarıyla yaşamak için kamptaki yıkılan evinin enkazının üzerine bir çadır kuran Tamir Hanune, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Biz kampta yaşamak için yaratıldık. 1948'de Filistin'de yerimizden edildiğimiz evlerimize dönene kadar, ne kadar cazip olursa olsun, başka hiçbir yerde yaşamayı kabul etmiyoruz." ifadesini kullandı.

Gazze kentinde kalabilecekleri başka bir yer olduğunu ancak doğup büyüdüğü ve evlendiği Cibaliya Mülteci Kampı'ndaki çadırı tercih ettiklerini söyleyen Hanune, "Kampa olan bağlılığımız derin ve büyük. Burada yaşamaktan ancak ölüm bizi vazgeçirebilir." dedi.

Kamptaki insani durumun iyi olmadığına işaret eden Hanune, "Burada hiçbir şey yok, hiçbir temel yaşam kaynağı yok. Ama Filistinliler inatçıdır ve her koşulda yaşamaya kararlıdır." şeklinde konuştu.

Hanune, "Kamptaki yıkımın boyutu gerçekten çok büyük ve insan aklının alabileceği gibi değil. Bu kadar büyük bir yıkımın hiçbir gerekçesi yok; ancak işgalciler de buradaki direnişçilerden ağır darbeler aldı." diye konuştu.

Kampta yaşamın yeniden hareketleneceğini kaydeden Hanune, "Eminim ki tüm halk, yıkılan evlerinin enkazında bile olsa, çadırlarla burada yaşamaya geri dönecek." dedi.

Gazze'deki yardım kuruluşları Filistinlilere temiz su dağıttı

Öte yandan ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından, Gazze Şeridi'nin güneyinde yer alan Refah kentindeki Filistinlilere, yardım kuruluşları tarafından temiz su dağıtıldı.

Kaynak: Diyanet

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.