Baki veya Bakīu’l Garkad Mezarlığı’nın Özellikleri

Baki veya Bakīu’l-garkad Mezarlığı nerededir? Bâki Mezarlığı’na defnedilenler kimlerdir? Bakī‘a-i şerîfe’nin özellikleri şunlardır...

Baki veya Bakīu’l-garkad ismi verilen Cennetü'l-bakī, Medine’de müslümanların kurduğu ilk mezarlıktır. 

BÂKİ MEZARLIĞI’NIN ÖZELLİKLERİ

Bakī‘a-i Şerîfe, Medine surları (kale duvarları) dışında olan mübarek bir yerdir ki, vasfa gelmez. Medîne Kalesi’nin Bâb-ı Cuma tarafındadır. Bütün vefât edenleri o kapıdan çıkarırlar. Bâb-ı Cuma, ağalar tarafında “Harre” dedikleri yerdedir. İşte Bakī‘a dedikleri yer, surların dışında, etrafı duvarla çevrili bir mezarlıktır. İçinde başka başka kubbeler, türbeler, kapılar vardır. Asıl Bakī‘a Kabristanı’nın dört-beş yerde kapısı vardır. Bakī‘a içinde “Fıskıyye” tâbir ettikleri lahidler vardır, kapılar vardır. Çoğunlukla onun içine koyarlar. Sayısı hesaba gelmez.

Rivâyete göre, bu kabristanda yalnız ashâb-ı kiramdan yetmiş bin kişi medfundur. Hele şehidlerin adedi hiç belli değildir. Tâ başlangıçtan şu zamana kadar âhirete göçen Medînelileri ve hac zamanı vefât eden hacıları kıyâs et!.. Müstakil mezarlıklar da pek çoktur, ama bu mezarlıkta garip bir sır vardır. Bugün bir mevtâyı defnetseler, ertesi gün üzerine bir diğerini gömerler. Önce defnedilenden hiç eser bulunmaz. Mübarek toprağı tuzludur. Oraya tabut ile gömmezler, kadın olsun erkek olsun kefeniyle gömerler. Lahid yapıp, ağzını kerpiç ile örterek üzerine toprak korlar. Orada taaffün (kokuşma) olmaz.

Hem, eserde öyle vârid olmuştur ki, yarın mahşer günü hesapsız ve azapsız gül sepeti silkeler gibi Bakī‘a Kabristanı’nda yatan mü’minleri Cennet’e silkeleseler gerektir. Öyle mübarek bir mahalle defnolunmak, değme bir kişiye kısmet olmaz. Eğer olursa, bundan büyük saâdet olmaz.

Bâki Mezarlığı’na Defnedilenler

Gelelim Bakī‘a’daki kubbelerin altında yatan yüce zâtlara:

* Hazret-i Osman -radıyallâhu anh-, Bakī‘a’nın nihâyetinde müstakil bir kubbedir.

* Onun karşısında Peygamber Efendimiz ﷺ’in süt annesi Halîme -radıyallâhu anhâ- Vâlidemiz bir kubbe altındadır.

* Efendimiz’in amcası Hazret-i Abbas ile beraber Hazret-i Hasan, Hazret-i İmâm Bâkır, İmâm Zeyne’l-Âbidîn -radıyallâhu anhüm- ve bir rivâyete göre Hazret-i Fâtımatü’z-Zehrâ -radıyâllahu anhâ- bu zevât ile beraber Bakī‘a’nın ortasında bir kubbe altındadır.

* Abdullah bin Mes’ud, Efendimiz’in sütkardeşi olan Osman bin Maz’ûn, Peygamberimiz’in oğlu İbrahim -radıyallâhu anhüm- bir kubbe altındadır.

* Hazret-i Akîl bin Ebî Tâlib -radıyallâhu anh- bir kubbe altındadır.

* Peygamber Efendimiz ﷺ’in kızları Rukıyye, Zeyneb, Ümmü Gülsüm ile Peygamber zevcelerinden yedisi -radıyallâhu anhünne- bir kubbe altındadır.

* İmâm Mâlik bir kubbe altındadır.

* Abdullah bin Ömer -radıyâllâhu anh- bir kubbe altındadır.

Bunlar Bakī‘a Kabristanı içindedirler. Dışarısında ise Bakī‘a ile kale kapısı arasında iki kubbe daha vardır. Birisi Sa‘d bin Muaz -radıyallâhu anh- ve diğeri Ebû Saîd el-Hudrî Hazretleri’ne âittir.

Bâb-ı Şâmî tarafında, doğu yönünde Medîne’ye bir buçuk saat (yürüyüş) mesafesinde (Uhud’da) Efendimiz’in amcası ve şehidlerin seyyidi Hazret-i Hamza -radıyallâhu anh- müstakil bir türbede yatar. (Hak Teâlâ, cümlesinden râzı olsun.)

Kale içinde Bâb-ı Mısır ile Bâb-ı Sağîr arasında hisar dibinde, Uhud Savaşı’nda bayraktar iken şehîd olduğunda başını eline alıp adı geçen yere gelen Mâlik bin Sinan -radıyallâhu anh- bir kubbe altındadır.

Medîneliler her Cuma gecesi, ikindi namazından sonra büyük-küçük, kadın-erkek bölük bölük Bakī‘a Kabristanı’nı ziyaret eder, mezarlık üzerine birer demet yonca yahut yeşillik koyarlar (dikerler). “Sünnet-i şerîftir.” diye bu âdeti hiç terk etmezler.

Allah -celle celâlühü- cümlemizi Sünnet-i Şerîfe’ye uyan ve temiz İslâm şerîati üzere sebât edenlerden eylesin. Âmîn, yâ Muîn!..

Not: Derviş Ahmed Peşkârî’nin “Tayyibetü’l-Ezkâr: Nurlu Medîne’den Hâtıralar” adlı eserinden (Yayına Hazırlayan: İbrahim Hakkı Uzun, Erkam Yayınları, İstanbul 2018) iktibas edilmiştir.

Kaynak: Kevser Çoruh, Altınoluk Dergisi, Sayı: 464

İslam ve İhsan

BAKİ MEZARLIĞI’NDA KİMLER YATIYOR?

Baki Mezarlığı’nda Kimler Yatıyor?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.