Gazze’de 20 Bin Çocuk Karanlık Çağın Adamlarının Silahlarıyla Can Verdi

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, "Karanlık çağın adamlarının verdiği silahlarla, Gazze’de, Filistin’de bebekler ve çocuklardan 15-20 bini can veriyor.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Başkanlığın 2024 Yılı Hac Organizasyonu kapsamında Medine’de bulunan Türk hacı adaylarıyla bir araya geldi.

Buradaki konuşmasında, Avrupa’da karanlık çağın halen sürdüğüne işaret eden Başkan Erbaş, “Teknolojik birtakım imkanlara ulaşmakla karanlık çağın bittiğini mi zannediyorsunuz? Karanlık çağın adamlarının verdiği silahlarla, yaptığı yardımlarla hemen yanı başımızda Gazze’de, Filistin’de bebekler ve çocuklardan 15-20 bini can veriyor. Zalim işgalciler, karanlık çağın insanlarının yardımlarıyla bunu yapıyor.” dedi.

- “Kur’an’a sarılmamız lazım”

Başkan Erbaş, Peygamber Efendimizin (sas), dünyadaki karanlık çağı Kur’an’ın nuruyla aydınlattığını belirterek, “Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de; ‘İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkarasın diye indirdik’ buyuruyor. Kur’an-ı Kerim, bütün insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için gönderilmiştir. Onun için Kur’an’a sarılmamız lazım." diye konuştu.

- "Nihai hedefimiz hayatımızı Kur’an’a göre düzenlemek"

Kur’an-ı Kerim’i bilmeyenlerin bir an önce öğrenmesi gerektiğini söyleyen Başkan Erbaş, “Rabbimiz bu mübarek mekanlarda indirdiği kitapla bize ne diyor, hangi mesajı veriyor, bunu anlamamız lazım. Nihai hedefimiz hayatımızı Kur’an’a göre düzenlemek. Esasında bütün ibadetlerimizin amacı bizim daha iyi Müslüman, insan olmamızı sağlamaktır.” ifadelerini kullandı.

Başkan Erbaş, Türkiye’de icazetnameli 210 bine yakın hafızın olduğunu dile getirerek, "İcazetnamesi olmayanlarla birlikte 500 bin civarında şu anda yaşayan hafızımız var. Dünyaya baktığımız zaman milyonlarca. Başka bir kitaba nasip olan bir özellik değil, bu Kur’an’ın bir mucizesi." şeklinde konuştu.

- "Gazze’deki mazlumlar için dua edelim"

Duanın çok önemli olduğunu ve kutsal topraklarda çocuklara çok dua edilmesi gerektiğini kaydeden Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

"Nasıl ki Hz. İbrahim kıyamete kadar gelecek zürriyetini düşündü, onlar için dua etti biz de çocuklarımız ve gençlerimiz için; ‘Ya Rabbi yavrularımızi namazı dosdoğru ve devamlı kılanlardan eyle’ diye her zaman dua edeceğiz. Kıldığımız namazların ardından öyle gönülden dua yapalım ki kendimiz için, günahlarımızın affı için, çocuklarımızın Kur’an’ın yolundan ayrılmamaları için, sırat-ı müstakimde olmaları için dilimizden dua düşmesin. Mazlumlar için dua etmeye devam edelim. Gazze’deki, Filistin’deki mazlumlar başta olmak üzere dünyanın neresinde mağdur insan varsa onlar için dua edelim."

- "Milletini, vatanını, devletini seven gençler yetiştiriyoruz"

Başkan Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığının hizmetlerinde gençleri, çocukları ve aileyi öncelediğine dikkati çekerek, "Çünkü toplumumuzun bel kemiğini aile oluşturuyor. Aileyi de gençlerimiz, çocuklarımız oluşturuyor. Diyanet İşleri Başkanlığı olarak gençlerimizi daha ahlaklı, milletini, vatanını, devletini seven, Rabbine kul olan, Resulullaha ümmet olan, annesine, babasına itaatkar olan gençler yetiştirmeye gayret ediyoruz." dedi.

Programa, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Burhan İşliyen, Din Hizmetleri Genel Müdürü Dr. Şaban Kondi, Mekke Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Ahmet Oğuz ile Medine Koordinasyon ve İskan Ekip Başkanı Ahmet Bulut da katıldı.

Kaynak: Diyanet Haber

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.