Gazze'de 6 Bebek Şiddetli Soğuk Nedeniyle Hayatını Kaybetti

Ateşkese rağmen işgalcilerin yardım girişini kısıtladığı Gazze Şeridi'nde 6 bebek şiddetli soğuk nedeniyle hayatını kaybetti.

İşgalcilerin 15 ayı aşkın süre devam eden saldırılarının ardından varılan ateşkese rağmen yardımların girişini kısıtlaması nedeniyle barınma ve ısınma sıkıntısı yaşanan Gazze'de etkili olan soğuk havalar bölge halkının acılarını artırıyor.

Gazze kentindeki Hasta Dostları Hastanesi Müdürü Said Salah, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son iki haftada hastaneye şiddetli soğuklar sebebiyle hastalanan 9 bebeğin getirildiğini söyledi.

Salah, "Son iki hafta içinde hastaneye gelenlerden yaşları bir gün ile iki hafta arasında değişen 5 bebek hayatını kaybetti." dedi.

Bir bebeğin yoğun bakımda tutulduğunu söyleyen Salah, durumunun ciddi olduğunu ve solunum cihazına bağlandığını aktardı.

Salah, tedavileri yapılan 3 çocuğun da hastaneden taburcu edildiğini belirtti.

Çocukların hastaneye 32 ve 33 derece gibi vücut sıcaklıklarıyla getirildiğini söyleyen Salah, çocukların nefes alamadığını, tansiyonlarının düştüğünü ve akciğerlerinin düzgün çalışmadığını ifade etti.

Salah, çocukların hastaneye getirildiğinde cilt renginin de maviye döndüğünü aktardı.

Gazze'deki ihtiyaçlara dair Salah, konteyner evler ve çadırların yanı sıra başta çocuk ve bebekler için olmak üzere ısınma malzemelerinin getirilmesi adına uluslararası topluma acil harekete geçme çağrısında bulundu.

Filistin haber ajansı WAFA'nın haberinde de bir bebeğin daha şiddetli soğuk nedeniyle hayatını kaybettiği ifade edildi.

Gazze'de soğuktan ölen çocukların sayısı 13'e yükseldi.

Gazze'deki hükümetin Medya Ofisinin verilerine göre, daha önce 7 çocuk Gazze'de şiddetli soğuk nedeniyle hayatını kaybetmişti.

İşgalcilerin Gazze'de 15 aydan uzun süre devam eden saldırılarında 14 bini enkaz altında kaybolanlar olmak üzere 61 binden fazla Filistinli öldü, 2 milyon kişi yerinden edildi.

Hastane, ev ve yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı okulların da hedef alındığı saldırılarda Gazze Şeridi'nin altyapısının yüzde 88'i yok oldu.

İşgalcilerin uzun süre Gazze'ye insani yardımların girişini de engellemesi nedeniyle bölge halkı yiyecek, temiz su, barınma ve ısınma malzemeleri gibi yardımlara ihtiyaç duyuyor.

Kaynak: Diyanet Haber

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.