İmam Açıktan Okurken Fatiha Okumanın Kerahati

İmama uyan kimse Fatiha (suresi) okur mu? İmam açıktan okurken fatiha okumanın kerahati ile ilgili hadisler.

Ebû Hûreyre radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kıraati açıktan okuduğu bir namazdan döndü ve:

– “Şimdi namazda benimle beraber biriniz Kur’an okudu mu?”

Buyurdu. Bir zat:

Evet, ey Allah’ın Rasûlü, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

“Ben de neden kıraatim karışıyor diyorum.”

Cemaat bunu Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den işittikleri andan itibaren Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in kıraati açık okuduğu namazlarda, beraber okumaktan vaz geçtiler. (Ebû Dâvûd, Salât, 137/826; Tirmizi, Kitâbu’s-Salât, b. 233, n. 312, s. 118, c. 2; Nesêi, Kitâbu’l-İftitâh, b. Terkil kıraat halfel imam fi ma cehara bihi s. 140, c. 2)

*

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bize sabah namazı olduğunu zannettiğim bir namaz kıldırdı.

– “Bana ne oldu ki Kur’an okurken güçlük çekiyorum,” cümlesine kadar geçen hadisin manâsını nakletti:

Zührî şöyle diyor: Müslümanlar, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin bu sözünden öğüt aldılar. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem açıktan okuduğunda bir daha onunla okumadılar.

Ebû Dâvud dedi ki: Muhammed bin Yahya bin Faris’in şöyle dediğini işittim. Hadiste geçen “insanlar okumaktan vazgeçti” cümlesi Zührî’nin kelâmındandır. (Ebû Dâvûd, Salât, 137/827)

Kaynak: İbrahim Koçaşlı, Sünen-i Ebî Davud ve Tercemesi, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

İMAMA UYAN KİŞİ FATİHA OKUR MU?

İmama Uyan Kişi Fatiha Okur mu?

CEMAATİN İMAMA UYMASININ ŞARTLARI

Cemaatin İmama Uymasının Şartları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.