İnsan Olmanın Lûtfu

Cenâb-ı Hakk’a ne kadar şükretsek az ki, bizleri meccânen, yani hiçbir bedel ödemediğimiz hâlde, hiçlikten varlığa çıkarma lûtfunda bulundu. Sayısız varlıklar içinde, taş toprak, ot yaprak, yılan-çıyan, kurt-kuş olarak değil, mahlûkatın en şereflisi ve mükerremi olan “insan” kıldı.

Şeyh Sâdî Hazretleri buyurur:

“Kervanın bir hayli gerisinde kalmış çâresiz bir yaya:

«Bu çölde benden daha zavallı, daha bîçâre kim var acaba?» diye ağlıyormuş.

Yük taşıyan bir merkep onun bu sözünü işitip hâl lisânıyla demiş ki:

«Ey akılsız adam! Sen de mi kaderin cilvesinden şikâyet ediyorsun? Anladık, merkebe binmemişsin ama şükret ki yük taşıyan bir merkep değilsin!»”

Cenâb-ı Hakk’a ne kadar şükretsek az ki, bizleri meccânen, yani hiçbir bedel ödemediğimiz hâlde, hiçlikten varlığa çıkarma lûtfunda bulundu. Sayısız varlıklar içinde, taş toprak, ot yaprak, yılan-çıyan, kurt-kuş olarak değil, mahlûkatın en şereflisi ve mükerremi olan “insan” kıldı.

Bu bakımdan, Allâhʼın herhangi bir mahlûkunu gördüğümüz zaman; “Ben onun yerinde yaratılabilirdim, o da benim yerimde olabilirdi.” diye düşüneceğiz. İnsan olarak yaratılmanın, bizlere Cenâb-ı Hakkʼın ne muazzam bir ihsânı olduğunu tefekkür edip şükredeceğiz.

Nitekim Cenâb-ı Hak da;

“Yaratan Rabbinin adıyla oku!” (el-Alak, 1) buyuruyor.

Bu cihan mektebinde ilk ders olarak bizlere; hayatı, kâinâtı ve bilhassa kendimizi ibret nazarıyla okuyup tefekkürde derinleşmemizi emrediyor. İlâhî kudret ve azamet karşısında hiçliğimizi, acziyetimizi ve kulluğumuzu idrâk ederek, lûtfettiği sayısız nîmetler için hamd edip şükretmemizi istiyor.

Kendisini yoktan var edip sayısız nîmetleriyle perverde kılan Yaratıcıʼsından gâfil bir sûrette, hamd ve şükürden uzak bir hayat sürenlere, Rabbimiz soruyor:

“Ey insan! Seni yaratıp seni düzgün ve dengeli kılan, seni istediği şekilde birleştiren, ihsânı bol Rabbine karşı seni aldatan nedir?!” (el-İnfitâr, 6-8)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2025 – Nisan, Sayı: 470

İslam ve İhsan

BİZ İNSANI MÜKERREM KILDIK

Biz İnsanı Mükerrem Kıldık

HAYIRLI İNSAN KİMDİR?

Hayırlı İnsan Kimdir?

İNSANI İNSAN YAPAN ÖZELLİK

İnsanı İnsan Yapan Özellik

İNSANI KAMİL OLMAK

İnsanı Kamil Olmak

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.