İnsanoğlunun İlk Yiyeceği

Nejla Baş, insanoğlunun ilk yiyeceği: Buğday ve ekmeğin serüveni/hikâyesini yazdı.

Kur’ân-ı Kerîm’de bir nimet olarak «habbe»den (dâne ve ekinden) bahsedilmektedir. En’âm sûresinin 95. ayetinde:

“Şüphesiz Allâh, dâneyi/tohumu ve çekirdeği çatlatıp mahsûlü büyütendir. O Allâh, ölüden diriyi, diriden de ölüyü meydana getirendir.”

Kâf sûresinin 9. âyet-i kerîmesinde de:

“Biz gökten mübârek bir su indiriyoruz, onunla cennet gibi bahçeler ve hasadı yapılacak dâneler yetiştiriyoruz.” buyruluyor.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in de buğdayı öğüttükten sonra kepeğini elemeden tüketmemizi tavsiye ettiği rivâyet ediliyor.

Buğday; tarım yapılan ülkelerde ve özellikle ülkemizde en çok tüketilen gıda maddesidir.

Günümüzdeki bilimsel gelişmeler, buğdaydan yapılan kepekli ekmeğin ve elyaflı yiyeceklerin giderek değer kazandığını gösteriyor. Buğdayın kabuğu (kepek) ve tanelerinde yüksek oranda CAP vardır. Cap, sinir merkezi dokusuyla, kan, kaslar, dişler ve kemiklerin kalsiyumu için vazgeçilmez bir unsurdur. Kabuğunun dış yüzeyinde B grubu vitaminleri yerini alır. Buğdayın içinde ise hücre yenilenmesi için temel bir madde olan glutin bulunur.

Buğday, günümüzde modern fabrikalarda öğütülerek, ancak % 70 randımanlı unlar elde edilebiliyor. Bu unlar; değirmende öğütülen unlardan gerek protein, gerekse vitamin ve mineral bakımından oldukça fakirdir.

EKMEK

Vazgeçilemeyen bir besin olan ekmek, binlerce yıl, temel besin maddesi olma özelliği taşımıştır. Ekmek; tek başına da, tercihe göre başka her türlü yiyecek ve içecekle de tüketilebilecek özel bir gıdadır. Eskiler, ekmeğin nîmetlerin başı ve mübârek bir gıda olduğunu belirtmek için ona “veliy-yi nîmet” ve “nân-ı azîz” gibi adlar vermişlerdir. Hatta kaynaklarda Cebrâil -aleyhisselâm-’ın Hazret-i Âdem peygambere ekmek yapımını öğrettiği anlatılır. Bunun için fırıncılar, Âdem -aleyhisselâm-’ı “fırıncıların pîri” sayarlar. Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- döneminde de Medîne’li sahabî Amr bin Umran “ikinci pir” olarak kabul edilir.

Francalası, kepeklisi, çavdarı ve yulaflısıyla ekmeğin her çeşidi; kalsiyum, demir ve fosforca zengin, dört dörtlük bir besindir.

Ne yazık ki, zayıflığın, inceliğin bir meziyet sayılmaya başladığı günümüzde ekmek gözden düşer gibi oldu. Zira şişmanlatıcı bir karbonhidrat olduğuna inanılıyor. Halbuki ekmek, tek başına şişmanlatıcı bir gıda değildir. Yağ ve şekerle birlikte yenilirse şişmanlatıcı olabilir. Hatta hem doyurucu, hem de pek çok gıdaya göre, düşük kalorili olması bakımından, zayıflama rejimlerinde esas gıda olarak benimsenmeye başlanmıştır.

Yıllardır kendisini bu konudaki araştırmalara veren Claude Aubert:

“-Ekmek kuluçka makinelerinden çıkarılan piliç etinden de, endüstriyel peynirden de daha iyidir.” diyor.

Günde 200-300 gr ekmek yiyerek günlük protein ihtiyacımızın % 20’sini, kalorinin ise % 45’ini karşılayabiliriz. Beyaz buğday ekmeğinin, eğer iyi mayalanmış ve pişmişse, hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Ancak mide problemi olanların bayat ekmek yemeleri daha yerindedir. Zira taze, sıcak ekmek, bayata göre 3 kat daha zor sindirilir.

Ekmeği az yeme eğilimi, giderek yaygınlaşırken gündeme hücre yaşlanması rahatsızlığı girmektedir. Bu da ancak ekmekte bol miktarda bulunan selenyum mineralinin alınmasıyla giderilebilir.

EKMEK ÇEŞİTLERİ

Çavdar ekmeği: Buğdaya göre daha koyu renkli ve sertçedir. Kalp, damar hastalıklarını önleyici bir özelliğe sahiptir.

Yulaf ekmeği: Beyaz una % 10 oranında yulaf katılarak yapılır. Enerji verici olduğundan büyüme çağındaki çocuklarla, soğuk iklimlerde yaşayanlara çok faydalıdır.

Arpa ekmeği: Beyaz unla karıştırılarak yapılır. Kolay sindirilen, güç verici bir ekmektir. Tazesi daha lezzetli olur.

Kepekli ekmek: En yararlı ekmektir. Buğdayın % 14’ünü kepek oluşturur. Bu kısım; vitamin, mineral ve protein açısından çok zengindir. Fabrikalarda öğütülen unlardan bu faydalı kısım elenerek ayrıştırılır. Değirmenlerde ise kepek elenmeden tam buğday unu elde edilir.

Buğdayın kabuk kısmında selüloz ve hemi-selüloz gibi sindirilmesi gerekmeyen karbonhidratlar vardır. İşte elyaflı diye nitelendirilen kısım, kepeğin bu bölümüdür. Hiçbir besin değeri yoktur ve vücuttan sindirilmeden atılır. Bu özelliğiyle kalın bağırsak kanserini ve kabızlığı önler.

Kepekte yüksek oranda bulunan kalsiyum fosfat; sinir merkezi dokusu, kan, kaslar, dişler ve kemikler için vazgeçilmez bir kalsiyumdur. Yine kepekteki yüksek oranda bulunan Tiamin (B1 vitamini); sinir ve sindirim sisteminin sağlığını korur. Kepekli undan yapılan ekmek karaciğer ve kalp rahatsızlıklarını tedâvî edici özelliğe sahiptir.

Bir diğer husus da normal ekmekte kullanılan unun beyazlatılma işlemidir. Esasında beyazlatılma işlemiyle buğdaydaki proteinlerin, madensel tuzların ve B grubu vitaminlerinin büyük bir bölümü kaybolur. Hatta buğdayın, kepeğinin ve özünün alınarak beyaz un hâline getirilmesi, buğdaydaki kanser koruyucu maddenin % 90’ını azalttığı bilinir.

Sonuç olarak, saf undan yapılan ekmek; öyle sanıldığı gibi kilo yapan bir yiyecek değildir. Ancak her hâlükârda kepekli ekmek sağlığa daha faydalıdır.

Kaynak: Nejla Baş, Şebnem Dergisi, Sayı: 16

İslam ve İhsan

EKMEK TARİFİ

Ekmek Tarifi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.