"Kader Allah'ın Sırrıdır" Ne Demek?

"Kader Allah'ın sırrıdır" ne demek? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Öncelikle bilmeliyiz ki kader, insan aklının tam olarak çözemeyeceği derin bir sırdır. Rabbimiz, her şeyi en güzel şekilde takdir eden ve her işinde hikmet sahibi olandır. Ancak bu, insanın iradesiz olduğu anlamına gelmez. Aksine, Allah bizlere akıl ve irade vermiş, seçimlerimizi kendimiz yapma sorumluluğunu yüklemiştir. Bu yüzden, yaptığımız her şeyin hesabını Rabbimize vereceğimizi unutmamalıyız.

Kimi zaman insanlar, işledikleri hataları ve aldıkları yanlış kararları kadere bağlayarak sorumluluktan kaçmaya çalışırlar. Oysa kader, bir mazeret olarak kullanılamaz. Bizler, irademizle iyi ve kötü arasında seçim yapabilen varlıklarız ve yaptığımız tercihlerden dolayı sorumluyuz.

Bu noktada, Hz. Ömer (r.a.)’in Şam'da çıkan bir salgın hastalığı duyduğunda verdiği hikmetli cevabı hatırlamak gerekir. Kendisine, "Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?" diye sorulduğunda, "Evet, Allah’ın bir kaderinden yine O’nun diğer kaderine kaçıyoruz." diyerek tevekkül ve sorumluluk arasındaki dengeyi bizlere göstermiştir. Yani kader, bizi sorumluluktan muaf tutmaz; bilakis, tedbir almak ve doğru seçimler yapmak da kaderin bir parçasıdır.

Rabbim bizleri, iradesini doğru yönde kullanan ve hesabını verilebilir bir hayat yaşayan kullarından eylesin. Amin.

Devamı video tamamındadır. Aşağıdaki kısa bir özet mahiyetinde eklenmektedir.

İslam ve İhsan

KAZA VE KADER İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER

Kaza ve Kader ile İlgili Ayet ve Hadisler

KADERİ İNKAR EDENLER HAKKINDA NAZİL OLAN AYET

Kaderi İnkar Edenler Hakkında Nazil Olan Ayet

KAZÂ VE KADERE İMAN NEDİR?

Kazâ ve Kadere İman Nedir?

KADER SIRRI NEDİR?

Kader Sırrı Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.