
Leylâ Leylâ Derken Mevlâ’yı Bulan Aşık
Mecnûn’un “Leylâ Leylâ derken Mevlâ’yı bulması”nın hikmeti...
İnsanın yaratılış gâyesi, Hâlık’ını bilmek ve tanımaktan ibârettir. Bu tanıyışın zihnî merhaleleri aşarak kalbî bir mâhiyet kazanması, gerçek aşk, yani “muhabbetullah”tır. Muhabbetullah, kalbin en seviyeli faâliyetidir. Bundan dolayıdır ki, Kur’ân-ı Kerîm’de, “…Âgâh olunuz ki kalpler ancak Allâh’ın zikri ile mutmain olur.” (er-Ra‘d, 28) hükmü yer almıştır. Lâkin kalbin muhabbetullâh’a müsâit bir kıvâma ulaşması, ancak belli bazı merhaleleri aşması ile mümkündür.
LEYLÂ LEYLÂ DERKEN MEVLÂ’YI BULAN AŞIK
İslâm’a göre âile ve evlât muhabbetleri, kalbin ilâhî muhabbete medâr olacak bir vasıf kazanabilmesi için lâzım gelen ibtidâî safhalardandır. Mecnûn’un “Leylâ Leylâ derken Mevlâ’yı bulması” bu hikmetin bir başka ifâdesidir.
Mecnûn’un kahramanlığı, sırf bu dünya plânında takılı kalmayıp, “aşk-ı mecâzî”den “aşk-ı hakîkî”ye, yani fânî ve beşerî aşktan ilâhî aşka intikâl edebilmesiydi. Onun bidâyette hayatını adayacak kadar sevdiği Leylâ, nihâyette ilâhî muhabbete bir basamak teşkil etti. Mecnun, aradığı hakîkati ilâhî muhabbet âleminde bulunca, hayatındaki Leylâ’nın rolü sona erdi.
Bu bakımdan Leylâlar ile başlayan muhabbet mâcerâsı Mevlâ’da sükûn bulursa, muhabbet gerçek gâyesine ulaşmış olur. Bizler de Mecnun gibi fânî muhabbetleri ilâhî muhabbete basamak yapıp, neyi aradığımızın farkına vardıktan sonra, yani hakîkî ve ilâhî muhabbetin hazzını tattığımız gün, kalbimizden şu sevinç feryâdı kopacak:
“Rabbim! Seni uzaklarda ararken kalbimde buldum!..”
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, 12 Saadet Damlaları, Erkam Yayınları
YORUMLAR