LGBT Tercihi Olanlarla Arkadaşlık Yapılır mı?

LGBT tercihi olan kişiler ile arkadaş olabilir miyiz? Olamıyorsak neden?

LGBT tercihi olan kimselerle arkadaşlık olmaz. Zira -Allah muhafaza buyursun- menfî inʻikâs olur.

Nitekim bir hadîs-i şerîfte;

“Kişi dostunun dîni üzeredir. Onun için her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin!” buyrulmuştur. (Ebû Dâvûd, Edeb, 16/4833)

LGBT TERCİHİ OLANLARLA ARKADAŞLIK EDİLEBİLİR Mİ?

İmâm Gazâlî Hazretleri’nin buyurduğu gibi; fâsıklar ve gâfillerle zâhirî beraberlik, zamanla zihnî beraberliğe, zihnî beraberlik de bir müddet sonra kalbî beraberliğe dönüşür. Bu ise, insanın adım adım helâke sürüklenmesi demektir.

LGBT fitnesi konusunda şunu ifade etmek isterim:

Nisâ sûresinde şeytanın şöyle diyeceği bildiriliyor:

“…Onlara (insanlara) emredeceğim de Allâh’ın yarattığını değiştirecekler…” (en-Nisâ, 119)

Elmalılı Hamdi Yazır Efendi, bu âyetle alâkalı olarak tefsîrinde şöyle buyuruyor:

“…Yani yaratılışın şeklini veya sıfatını değiştirerek durumunu başka şekle sokacaklar; fıtratının kemâline götürecek yerde bozacaklar, çığırından çıkaracaklar.

…Kadını erkek, erkeği kadın yapmaya çalışacaklar; kadın yerine erkek, erkek yerine kadın kullanacaklar.

Uzuvlarını yaratılış vazifelerinin dışında kullanacaklar.

Nikâh yerine zinâ edecekler, temizi bırakıp pisliklere koşacaklar.

Doğruluğu budalalık, eğriliği hüner sayacaklar.

Helâle haram, harama helâl, iyiye kötü, kötüye iyi diyecekler.

Yaratılış kanunu zıddına işler yapacaklar, ruhlarının yaratılışındaki selâmet ve saflıklarını bozacaklar.” (Hak Dîni Kur’ân Dili, III, 88, Nisâ sûresi, 119. âyetin tefsîrinden)

LGBT gibi bir rezâletin “insan hakkı ve hürriyeti” adı altında bütün toplumlara dayatıldığı günümüzde, bu âyet-i kerîmeyi yeniden ve daha ciddî bir sûrette tefekkür etmek durumundayız.

Zira bu rezilliğe göz yuman veya onu terviç eden herkes, hangi mevkîde bulunursa bulunsun, Lût -aleyhisselâm-’ın eşcinsellere tâviz veren karısıyla aynı hazin âkıbete dûçâr olabileceklerini unutmamalıdırlar.

Nitekim, daha önce de zikrettiğimiz gibi, Nûh -aleyhisselâm-’ın ikinci karısı ve Lût -aleyhisselâm-’ın karısı, kâfirlere ve fâsıklara yakınlık göstermeleri sebebiyle cehenneme dûçâr olmuşlardır.

Denilmiştir ki;

“İsin yanında bulunan is, misin yanında bulunan ise mis kokar.”

Şayet yanlış yoldaki kimseleri doğru yola sevk edemeyeceksek, onlara tebliğ ve irşadda bulunmayacaksak, onlardan uzak durmak gerekir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Rahmet Toplumu Hayırlı Gençlik 2, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

KÖTÜ İNSANLARLA ARKADAŞLIK YAPMANIN ZARARI

Kötü İnsanlarla Arkadaşlık Yapmanın Zararı

KİMLERLE ARKADAŞLIK YAPILMAZ?

Kimlerle Arkadaşlık Yapılmaz?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.