Namazda Fatiha’yı Terk Eden Kimse

Namazda Fatiha suresi okumanın hükmü nedir? Namazda Fatiha suresini okumayı terk eden kimse ile ilgili hadisler.

Ebû Said radıyallahu anh’dan rivâyete göre, dedi ki:

Namazda Fatiha sûresini ve Kur’an’dan kolay geleni okumakla emrolunduk. (Ebû Dâvûd, Salât, 136/818)

*

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre dedi ki, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:

“Çık Medine’de şöyle çağır,” buyurdu. “Ancak Kur’an’la kılınan namaz makbuldür, isterse Fatiha ve ona ilave edilecek bir şey ile olsun.” (Ebû Dâvûd, Salât, 136/819)

Hadisin Açıklaması

Bu hadis-i şerif namazda Fatiha okunmasını farz kabul edenlerin delilidir.

*

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana, “Ancak Kur’an’la kılınan namaz makbul, isterse Fatiha ve daha fazlası olsun.” diye bağırmamı emretti. (Ebû Dâvûd, Salât, 136/820)

*

Â’lâ bin Abdurrahman radıyallahu anh’dan: O Hişam bin Zehra’nın kölesi Ebû Sâib’in şöyle dediğini işitti:

Ben Ebû Hüreyre’nin şöyle dediğini işittim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Kim bir namaz kılar da namazda Fatiha’yı okumazsa o namaz noksandır. O namaz noksandır. O namaz noksandır, tamam değildir,” buyurdu. Ben:

Ey Ebû Hüreyre, ara sıra ben imamın arkasında bulunurum, dedim. Kolumu dürttü ve ey Fârisli Fatiha’yı (o zaman) içinden oku, ben Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediğini işittim:

– Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

Namazı kulumla aramda ikiye taksim ettim. Bir kısmı benim, bir kısmı da kulum içindir. Kulum için ne isterse o var.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Siz okuyun, Kul âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.” der. Allah (c.c):

– Kulum beni övdü buyurur. Kul:

Din gününün tek sahibi der, Allah (c.c):

– Kulum beni ululadı, der. Kul:

– Ancak sana ibadet eder. Ancak senden yardım bekleriz, der. Allah (c.c) da:

Şu kulumla benim aramdadır. Kulum için ne isterse o var, buyurur. Kul:

– Bizi doğru yola ilet, kendilerine ikram ettiklerinin yoluna, gazaba uğramışların ve sapıklarınkine değil der. Allah Teâlâ da onlar kulum içindir, kulum için ne isterse o var, buyurur. (Ebû Dâvûd, Salât, 136/821; Müslim, Kitâbu’s-Salât, b. 11, n. 395, s. 296, c. 1; Tirmizi, n. 2954; Nesêi, Kitâbu’l-İftidah, b. Kiraat-ı besmele, N 910, s. 135, c. 2; İbn-i Mâce, Kitâbu’l-İkameti’s-Salât, b. 11, n. 838, s. 273, c. 1)

Hadisin Açıklaması

Hidâc: Noksan demektir.

Azaları tam meydana gelmemiş olarak düşen deve yavrusuna da Hidâc denir. Hadisteki, Ben namazı kulumla aramda iki yarıya böldüm, cümlesinde geçen namazdan maksat okumaktır. Kıraatı iki yarıya böldüm, demektir. Fatiha sûresinin yarısı Allahımızın sıfatlarına diğer yarısı kulların istek ve yalvarışına ayrılmıştır.

*

Ubade bin Sâmit radıyallahu anh’dan: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e kadar varan bir rivâyette:

– “Namazda Fatiha ve ona ek olarak bir miktar Kur’an okumayanın namazı olmamıştır.”

(Râvîlerden) Süfyan bu hüküm yalnız kılan içindir, diyor. (Ebû Dâvûd, Salât, 136/822; Buharî, Kitâbu’l-Ezân, b. 94, s. 184, c. 1; Müslim, b. 11, n. 394, s. 11, c. 1; Tirmizi, Ebvâbu’s-Salât, b. 183, n. 247, s. 25, c. 2; Nesêi, Kitâbu’l-İftitâh, b. İcabı kıraatı fatihati’l-kitâb, s. 137, c. 2; İbn-i Mâce, Kitâbu İkâmeti’s-Salât, b. Kıraat, n. 837, s. 273, c. 1)

Hadisin Açıklaması

Fatihasız namazın sahih olmayacağı rivâyetini yalnız kılana tah sis edenlere göre, cemaatin imamın arkasında Fatiha okumasına lüzum yoktur. Hanefîlerde olduğu gibi, yalnız kılana ve cemaate de şümulünü kabul edenlere göre cemaatın da imamın arkasında Fatiha okuması lâzımdır, Şâfiî mezhebinde olduğu gibi.

*

Ubade bin Samit radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir: Sabah namazında Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin arkasında idik. Rasûlullah okurken cemaatin okuması ona ağır geldi, namazı kılınca, “Herhalde imamınızın arkasında okuyorsunuz,” buyurdu.

– Biz de onu (açık) okuyoruz ey Allah’ın Rasûlü, dedik. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Fatihadan başkasını okumayın, hakikat şu ki; Fatiha okumayanın namazı olmaz,” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 136/823; Tirmizi, Kitâbu’s-Salât, b. 183, n. 247, s. 125, c. 2)

*

Nâfî bin Mahmud bin er-Rabî el-Ensârî radıyallahu anh’dan:

Nâfî diyor ki: Ubade (bin Sâmit) Sabah namazına geç kalmıştı. Müezzin Ebû Nuaym namaz için ikamet etti. Cemaata namazı da Ebû Nuaym kıldırdı. Ben yanında olduğum halde Ubade gelerek, Ebû Nuaym’in arkasında saf tuttuk. Ebû Nuaym açıktan okuyor, Ubade de Ümmül-Kur’an (Kurnanın annesi fatiha’yı) okuyordu. Namazı bitirince Ubâde’ye:

Ebû Nuaym kıraati açıktan okurken sen de Fatihayı okuduğunu işittin mi, dedim. Evet dedi; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize kendinde kıraat açıktan okunan namazlardan birini kıldırmıştı. (Cemaatin okuyuşu sebebiyle) kıraatte güçlük çektiği bu namazdan sonra bize dönerek, “Ben kıraati açık okuduğum zamanda mı okuyorsunuz?” dedi. Birimiz, evet onu yapıyoruz, dedik.

– “Hayır okumayın. Ben de bana ne oldu ki Kur’an beni (Başka ayete) çekiyor diyorum. Açıktan okuduğum zaman arkamda Kur’an’dan Ümmül Kur’an’dan (Fatihadan) başka bir şey okumayın,” buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 136/824; Nesêi, Kitâbu’l-İftitâh, b. Kıraati Ümmü’l-Kur’an Halfel, İmâm, n. 911, 912, c. 2. s. 141)

*

Ubade radıyallahu anh’dan:

Rabî bin Süleyman’ın hadis-i gibi rivâyet olundu. Mekhul aksam yatsı ve sabah namazında Fatiha’yı her rekâtta gizli olarak okurdu, dediler. Mekhul şöyle dedi: İmam Fatiha’yı açıktan okuduğu zaman sesini kestiği yerlerde, sen de Fatiha’yı gizlice oku. Eğer imam sesini kesmezse ondan önce, onunla ve ondan sonra oku. Her durumda Fatiha’yı terk etme. (Ebû Dâvûd, Salât, 136/825)

Kaynak: İbrahim Koçaşlı, Sünen-i Ebî Davud ve Tercemesi, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

FATİHA SURESİNİN FAZİLETİ

Fatiha Suresinin Fazileti

FATİHA SURESİ

Fatiha Suresi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.