
Namazda Okuyup Yazma Bilmeyenlere Yeterli Olan Kıraat
Namazda okuyup yazma bilmeyenlere yeterli olan kıraat ile ilgili hadisler.
Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan:
İçimizde bedevî ve arap olmayanlar da bulunduğu halde biz Kur’an okurken Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza geldi. Ve:
“Okuyun, hepsi de güzel, yakında öyle kavimler gelecek ki, Kur’an-ı okun düzeltildiği gibi düzeltecekler. (Karşılığını dünyada almakta) acele edecekler. Ahirete bir şey bırakmayacaklar. (Ebû Dâvûd, Salât, 139/830)
*
Sehl bin Sehl es-Sâidî radıyallahu anh’dan:
(Günlerden) bir gün biz Kur’an okuyorken, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem yanımıza çıka geldi. Ve “Allah’a hamdolsun Allah’ın kitabı birdir. Sizin içinizde ise siyah, beyaz ve kırmızı da var, okun düzeltilip yerleştirildiği gibi Kur’an’ı yerleştirecek, sevabında acele edip sonraya tecil etmeyen bir kavim gelmeden siz onu okuyun.” (Ebû Dâvûd, Salât, 139/831)
Hadisin Açıklaması
Kur’an’ı Kerim’in lafızlarını düzgün okuyup riyakârlık eden kimsenin okuyuşuna, lafızlarını o kadar düzgün okuyamasa da ihlâsla okuyanın okuması tercih edilir.
Bu hadis-i şerif mucize hadislerdendir. Gelecekte Kur’an’ın tecvitle okunmasına edâ ve sedaya çok riayet edileceği, fakat ihlâsa riayet bulunmayacağı, okuyanın okuduğu an maddî bir karşılık almayı düşünecekleri, sevabının ahirette verilmesini düşünmeyecekleri bildiriliyor. Zamanımızda bu hadiste bildirilen akibete uğrayanlarımız çoktur. Rabbımız hepimize ihlâs nasip etsin.
*
Abdullah bin Ebû Evfâ radıyallahu anh’dan:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme bir zat geldi ve benim Kur’an’dan bir şey öğrenmeye gücüm yetmiyor. Kur’an’dan bana yetecek kadarını öğret, dedi. Rasûl-i Ekrem de:
– “Allah’ı tesbih ederim. Allah’a hamdolsun, Allah’tan başka ilâh yok, Allah büyüktür. (Beladan sakınmaya) güç (ibadet etmeye) kuvvet ancak (büyük ve yüce) olan Allah’tandır, de,” buyurdu. O zat:
Ey Allah’ın Rasûl-i bu aziz ve celîl olan Allah’a senâdır ya bana ne vardır, dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
– “Ey Allah bana rahmet et, beni rızıklandır ve bana afiyet ver, beni hidayete erdir, de.” buyurdu.
Adam ayağa kalktığında eli ile işaret ederek işte böyle dedi.
Rasûl-i Ekrem işte bu zat avcunu hayırla doldurdu, buyurdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 139/832; Nesêi, Kitâbu’l-İftitâh, b. Ma Yecziu Min-el-Kırâati, n. 825, s. 143, c. 1)
Hadisin Açıklaması
Kur’an’ı Kerim’den Fatiha’dan başka bir şey bilmeyen kimse, öğrenene kadar namazda yalnız Fatiha okur. Fatiha’yı da bilmezse Rasûl-i Ekrem Efendimizin öğrettiği bu tesbihleri okuması başka tesbihleri okumaktan daha evlâdır. Ama bu kelimeleri öğrenen kimse kısa sûreleri de öğrenebilir. Derhal öğrenmesi gerekir.
*
Câbir bin Abdullah radıyallahu anh’dan:
Biz nafile namaz kılardık da ayakta ve oturuşta dua eder, rükû ve secde halinde de tesbihte bulunurduk. (Ebû Dâvûd, Salât, 139/833)
*
Hammâd, Humeyd radıyallahu anh’dan:
Geçen hadisin aynını nakletti. Fakat nafileyi zikretmedi. Râvî şöyle diyor: Hasan Basrî: gerek imam olsun, gerek imamın arkasında bulunsun, öğle ve ikindi namazlarında Fatiha sûresini okur. KAF ve EZZÂRİYAT (sûresi) okunacak kadar da tesbih, tekbir ve tevhid okurdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 139/834)
Kaynak: İbrahim Koçaşlı, Sünen-i Ebî Davud ve Tercemesi, Erkam Yayınları
YORUMLAR