
Namazda Tekbir ile İlgili Hadisler
Namazda tekbir nerelerde getirilir? Namazda (getirilen) tekbir ile ilgili hadisler...
Mutarrıf radıyallahu anh’dan:
Ben ve İmran bin Husayn, Ali bin Ebû Talib radıyallahu anh’ın arkasında namaz kıldık. Rükûa indiği vakit, secde ettiğinde ve iki rekâttan yukarı kalktığı zaman tekbir aldı. Namazdan çıkınca İmran elimi tuttu.
Ve şu şimdi, az önce Muhammed (aleyhisselâmın) namazını kıldı veya “bize kıldırdı” dedi. (Ebû Dâvûd, Salât, 140/835; Buharî, Kitâbu’l-Ezân, b. 141, s. 200, c. 1; Müslim, Kitâbu’s-Salât, b. 10, n. 393, s. 295, c. 1; Nesêi, Kitâbu’l-İftitâh, n. 76, s. 233, c. 2)
*
Zührî radıyallahu anh’dan:
Bana Ebû Bekir bin Abdurrahman ve Ebû Seleme şöyle haber verdiler:
Ebû Hüreyre farz ve nafile bütün namazlarda namaza durduğunda, rükûa inerken tekbir alır, sonra Allah hamd edenin hamdini kabul eder, der, secde etmeden önce de: Ey bizim Rabbımız Hamd sana mahsustur, derdi. Secdeye inerken tekbir alır, secdeden başını kaldırırken, tekrar secde ederken, secdeden tekrar başını kaldırırken, iki rekâtın başından doğrulurken tekbir alır, namaz bitene kadar her rekâtta bunu yapardı.
Namazı bitirdiğinde de nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki; namazı Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin namazına daha yakın benzeteniniz benim. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem dünyadan ayrılana kadar namazı böylece kılardı, dedi.
Ebû Dâvud dedi ki: Şu son kelâmı, Mâlik, Zebîdî ve başkalarının Zührî vasıtasıyla Ali bin Hüseyin’den naklettiği kelâmdan saydılar.
Abdü’l-A’lâ, Ma’mer’den Şuayb bin Ebû Hamza’nın, Zührî’den rivâyetine muvafakat ettiler. (Ebû Dâvûd, Salât, 140/836; Buharî,; Nesêi, Kitâbu’l-İftitâh, n. 80, s. 235, c. 2)
*
Abdurrahman bin Ebzâ’dan:
Oğlunun rivâyet ettiğine göre Abdurrahman Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile namaz kılardı da Rasûlullah tekbiri tamamlamazdı.
Ebû Dâvud şöyle dedi: Bunun manâsı, rükûdan başını kaldırıp secde etmek istediğinde ve secdeden kalktığı zaman tekbir almazdı, demektir. (Ebû Dâvûd, Salât, 140/837)
Hadisin Açıklaması
Bu hadis-i şerifte Abdurrahman Ebzâ’nın Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in tekbirleri tamamlamadığını ifadesi şu manâlara gelir.
Tekbirleri rükûun evvelinden sonuna kadar uzatmazdı, demektir. Veya Musânnıf’ın dediği gibi bazı kere ara tekbirlerini söylemezdi veya açık söylemezdi, demektir.
Kaynak: İbrahim Koçaşlı, Sünen-i Ebî Davud ve Tercemesi, Erkam Yayınları
YORUMLAR