
Namazı Terk Ettiren Bahaneler
Namaz kılmamak ayrı ama namazı terk etmenin bahaneleri saymakla bitmez. Fakat Peygamber Efendimiz’in Sünnet’ine uyarak günlük işlerimizi, plân ve programlarımızı namaza göre tanzim edebilirsek, ezan vakti girer girmez her şeyden sıyrılıp Rabbimiz’in huzûruna koşabilirsek -inşâallah- O’nun rızâ ve muhabbetine nâil oluruz. Ayrıca namaza göstereceğimiz bu îtinâ, hayatımıza da ayrı bir feyz ve rahmet olarak akseder.
Unutmayalım ki namaz, insanı ancak fahşâ ve münkerden, yani dînin ve aklın kötü ve çirkin gördüğü şeylerden alıkoyar. Mü’min, namaz sebebiyle hiçbir meşrû ve hayırlı işten alıkonulmuş olmaz. Bilâkis işine ara verip namazını tâdil-i erkân üzere ve huşû ile kıldıktan sonra meşgalesine devam eden bir mü’minin işleri daha da hayırlı ve bereketli olur.
Meselâ ezanı duyunca arabasını park eden, dolmuştan-otobüsten inen, yolculuğuna ara verip namazını ilk vaktinde ve cemaatle kılan bir mü’minin yolunun daha açık, yolculuğunun daha huzurlu olacağı muhakkaktır. İşine ara verip namazdan sonra devam eden mü’minin işleri kolaylaşır. Ders çalışan bir talebe, ezan vakti kitabını kapatıp namazını güzelce edâ ettikten sonra yeniden kitabının başına oturursa, zihninin daha berrak, gönlünün daha münevver olduğunu bizzat kendisi müşâhede eder.
Nitekim bu hassâsiyeti sergileyen mü’minler, nice ilâhî lûtuf ve yardımlara mazhar olmuşlardır. Bizler de günlük hayatın akışı içinde Allah rızâsını umarak bu gayreti gösterebilirsek, ihlâsımız nisbetinde, nice ilâhî nîmet ve ihsanlara mazhar oluruz -inşâallah-.
Nitekim Cenâb-ı Hak, ibadet hayatında bu hassâsiyeti sergileyen kullarını seviyor ve onları şöyle medhediyor:
“Onlar, ne ticaret ne de alışverişin, kendilerini Allâh’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.” (en-Nûr, 37)
Demek ki Cenâb-ı Hak, hiçbir şeyin ibadetlere mânî olmasını istemiyor. Bu mânîleri bertaraf ederek huzûruna koşan kullarından da râzı oluyor.
Fakat bunun aksine; “ben çok meşgulüm, koşturmaktan fırsat bulamıyorum, çoluk-çocuk, iş-güç bırakmıyor ki…” gibi nefsânî bahaneler ve dünyevî menfaatler uğruna, namazı, ibadeti, Allah yolundaki gayretleri ihmâl edenleri de Cenâb-ı Hak şiddetle îkaz ediyor ve şöyle buyuruyor:
“Ey îmân edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allâh’ı anmaktan alıkoymasın! Kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanlardır.” (el-Münâfikûn, 9)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Hz. Mevlana, Erkam Yayınları
YORUMLAR