Öğle Namazında Kıraat

Öğle namazı kıldırırken kıraat sesli mi yoksa sessiz mi yapılır (olur)? Öğle namazında kıraat ile ilgili hadisler.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

– Her namazda Kur’an okunur. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bize işittirdiğini biz de size işittirirdik. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in (okumada) bize gizlediğini biz de sizden gizledik. (Ebû Dâvûd, Salât, 129/797; Buharî, Kitâbu’l-Ezân, b. 102, s. 187, c. 1; Müslim,; Nesêi, Kitâbu’l-İftitâh, b. Kiraatin Nihar, s. 163, c. 1)

*

Abdullah bin Ebû Katade radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle demiştir:

– Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bize namaz kıldırdı da, öğle ve ikindinin ilk iki rekatında Fatiha ile (her rekatta biri olmak üzere) iki sûre okur, ara sıra ayeti bize işittirirdi. Öğlenin birinci rekatını uzatır, ikinci rekatını kısaltırdı. Sabah namazında da böyle yapardı.

Ebû Dâvud dedi: Müseddet rivâyetinde Fatiha ile sûreyi zikretmedi. (Ebû Dâvûd, Salât, 129/798; Buharî, Kitâbu’l-Ezân, b. 94, s. 185, c. 1; Müslim, Kitâbu’s-Salât, b. 34, n. 451, s. 333, c. 1; Nesêi, Kitâbu’l-İftitâh, b. kıraatü Fizzuhri, s. 165, c. 2; İbn-i Mâce, Kitâbu’s-Salât, b. 6, n. 830, s. 271, c. 1)

*

Abdullah’ın babası Katade radıyallahu anhden:

– Râvî yukardaki hadisinin bazısını rivâyet etti. Orada son iki rekatta Fatiha (okunacağını) ziyade etti. Hemmam da şunu ziyade etti. İkinci rekatta uzatmadığını birincide uzatırdı, ikindi namazında da böyle yapardı, sabah namazında da böyle yapardı. (Ebû Dâvûd, Salât, 129/799)

*

Abdullah’ın babası Ebû Katade radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:

– Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in (birinci rekatı uzatmakla) cemaatın birinci rekâta yetişmesini murat ettiğini anladık. (Ebû Dâvûd, Salât, 129/800)

Hadisin Açıklaması

Namazlarda birinci rekatın ikinci rekâttan uzun olması cemaata sonradan gelenlerin namaza yetişmelerini sağlamak içindir.

*

Ebû Ma’mer radıyallahu anh’dan:

– Habbab’a, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem öğle ve ikindi (namazında) okur muydu? dedik. Evet, dedi.

– Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in okuduğunu nasıl bilirdiniz? Dedik.

– Sakalının hareketi ile bilirdik, dedi. (Ebû Dâvûd, Salât, 129/801; Buharî, Kitâbu’l-Ezân, b. 106, s. 189, c. 1; İbn-i Mâce, Kitâbu ikametüssalât, b. 7, n. 826, s. 270, c. 1)

Hadisin Açıklaması

Beyhaki: Bu hadise dayanarak, kıraati içinden okuyan kimsenin okuduğunu, kendisi duyması lâzımdır, diyor. Çünkü okurken sakalın hareket etmesi dudak hareketi ile mümkündür. Dil ve dudak hareket ederek okunanı, okuyanın kendi kulağı işitebilir, diyor.

*

Abdullah bin Ebû Evfâ radıyallahu anh’dan rivâyet edilmiştir:

– Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem öğle namazının birinci rekatında ayak sesi kesilene kadar kıyamda dururdu. (Ebû Dâvûd, Salât, 129/802)

Hadisin Açıklaması

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem öğle namazının birinci rekatında camiye gelenlerin ayak sesleri kesilip namaza yetişmeleri kesinleşene kadar kıyamda dururdu. Namaza gelenlerin arkası kesilince rükû’a inerdi.

Kaynak: İbrahim Koçaşlı, Sünen-i Ebî Davud ve Tercemesi, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

HANGİ NAMAZLAR SESLİ, HANGİ NAMAZLAR SESSİZ KILINIR?

Hangi Namazlar Sesli, Hangi Namazlar Sessiz Kılınır?

ÖĞLE NAMAZI NASIL KILINIR?

Öğle Namazı Nasıl Kılınır?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.