Ohri Ali Paşa Camiî 1 Asır Sonra İbadete Açılıyor

Kuzey Makedonya’nın Ohri şehrinde minaresi 107 yıl önce yıkılan, ibadete kapatılan ve zamanla viraneye dönen Ali Paşa Camiî’nin T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğünce sürdürülen restorasyonu tamamlandı.

T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Kuzey Makedonya’da bulunan Ohri Ali Paşa Camiî’nde sürdürülen restorasyonunun tamamlandığı ve caminin kasım ayının sonunda Müslümanların hizmetine açılacağı belirtildi.

CAMİ 5 ASIR ÖNCE YAPILDI

Ohri Ali Paşa Camiî 1573’te Süleyman Paşa tarafından yaptırıldı. Cami 1823’te Belgrad Veziri olan Maraşlı Ali Paşa tarafından onarıldığı için onun adıyla anılmaya başladı. Osmanlı Devleti, 1912-1913 Balkan savaşlarının ardından Balkanlardan çekilmek zorunda kaldı. Buralara hakim olan güçler Osmanlı eserlerini tahrip ederek kullanılamaz hale getirdi. Ohri Ali Paşa Camiî de bundan nasibini aldı. Cami 1968 yılında koruma altına alınmasına rağmen günümüze kadar atıl vaziyette bulunuyordu.

MİNARESİ 107 YIL ÖNCE YIKILDI

Vezir Ali Paşa Camiî Vakfı’na kayıtlı ibadethanenin minaresinin 107 yıl önce yıkıldığını anlatan T.C. Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem, günümüze kadar gelen caminin ise kalın taşıyıcı taş duvarlarla kurulan ve kare plan üzerine oturtulan tek kubbeli ana mekan ile sonradan yapılmış 3 kubbeli son cemaat yerinden oluştuğunu belirtti.

Restorasyonu tamamlanan Ohri Ali Paşa Camisi’nin 28 Kasım 2019 Perşembe günü ibadete açılması bekleniyor.

 

İslam ve İhsan

BALKANLAR’DA OSMANLI’NIN TANIKLARI

Balkanlar’da Osmanlı’nın Tanıkları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.