Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'den Mûsâ Efendi Mesajı

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, 1999 yılında ebediyete irtihâl eden Hâce Mûsâ Topbaş Efendi için yazılı bir mesaj yayınladı.

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, 16 Temmuz 1999’da ebediyete uğurladığımız merhum pederi Mûsâ Efendi Hazretleri için mesaj yayınladı.

16 TEMMUZ 2024  - MÛSÂ EFENDİ MESAJI

16 Temmuz 1999’da ebediyete uğurladığımız merhum pederim Mûsâ Efendi, mânevî ders almak için gelenlerin Hakk’a yakınlık durumunu yoklamak üzere, onlara evvelâ şu minvalde sualler sorardı:

‒Maddî ve mânevî ahvâlin ne durumda?

‒Geçimini nasıl temin ediyorsun? Kazancın helâl mi? Fâizle iştigâlin var mı? Haram veya şüpheli bir vaziyetin var mı?

–Memursan, maaş aldığın vazifeni tam ve düzgün yapıyor musun? Mesâine dikkat ediyor musun? İhmalkârlık, iltimas, rüşvet vb. musîbetlerden kendini muhafaza ediyor musun?

–Esnaf isen, ticaretin nasıl? Alışverişinde bir yanlışlık var mı? Yalan, kandırma, gabn-i fâhiş, karaborsacılık ve benzeri haramlardan titizlikle sakınıyor musun?

–Alıp sattığın şeyler helâl mi, yoksa Allâh’ın yasak ettiği şeylerden mi?

–Kirada mülkün varsa, ne tür işlerde kullanılmak üzere kiraya verdin? Kazancına buradan haram veya şüpheli bir şey bulaşıyor mu?

–İşveren isen, hak-hukuka riâyetin nasıl? Kul hakkına dikkat ediyor musun? Çalışanlarının haklarını, daha onların alın teri kurumadan, vaktinde veriyor musun?

–İmkânın varsa; zekât, öşür, hayrat, sadaka, infak hususundaki fedakârlık durumun nasıl? İnfak ederken, muhatabını incitmeden, nezâket ve zarâfetle -en mühimi de- sevinerek verebiliyor musun?

–Kimlerle ülfet hâlindesin? Sâlih ve sâdık insanlarla beraber olup gâfil ve fâsık kimselerden uzak duruyor musun?

‒Komşularınla aran nasıl? Onların hak ve hukukuna dikkat ediyor musun?

‒Bütün mahlûkâta Hâlıkʼın şefkat nazarıyla bakabiliyor musun? Onların da sana ilâhî bir emânet olduğunun idrâki içinde misin?

‒Aile hayatın nasıl? İlâhî tâlimatları aile fertlerine tâlim ve telkin edebiliyor musun? Bu hususta onlara güzel bir örnek teşkil ediyor musun?

–Anne-babanın durumu nasıl? Onların haklarına riâyet ediyor musun?

‒Sana Allâh’ın emâneti olan evlâtlarının eğitimi hususunda ne yapıyorsun? Çocuklarının ebedî istikballerine, dünyevî istikballerinden daha çok ehemmiyet veriyor musun? Dünyevî ilimlerin tahsiliyle Hakkʼa kulluk tahsilini mezcedebiliyor musun?

‒Velhâsıl, hayatının her safhasında İslâm şahsiyet ve karakterini sergileyebiliyor musun? Bunun gayretinde olacaksın ki evrâdın, ezkârın, ibadetlerin makbul olsun, gönlüne feyz ve rûhâniyet versin.

Yani Mûsâ Efendi -rahmetullâhi aleyh-, mânevî ders almak isteyenlere, evvelâ Kur’ân ve Sünnet ölçüleri içinde bir hayat yaşamalarını şart koşardı. Bu ahvâl düzgün olmadan, ders vermezdi. Bir misafire lokum ikram eder gibi, sadece ders kâğıdı verilip geçilmesini uygun bulmazdı. Zira tasavvufun gayesi, kulluk hayatımızda şerîati kâmil mânâda yaşayabilmektir. Böylece ilâhî emir ve nehiylere lâyıkıyla riâyeti temin edebilmektir.

Bu vesîleyle, vefatının 25. sene-i devriyesini idrâk ettiğimiz merhum Mûsâ Efendi Üstâdımız’ın aziz rûhu için, bir Fâtiha-i Şerîfe, üç İhlâs-ı Şerîf ikram etmelerini, muhterem kardeşlerimizden istirhâm ederiz…

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi

İslam ve İhsan

MUSA TOPBAŞ (K.S.) KİMDİR?

Musa Topbaş (k.s.) Kimdir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.