Râzik Ne Demektir?

Râzik ne demektir? Kısaca anlamı nedir?

Rızık vermek, nimete teşekkür etmek anlamındaki "r-z-k" kökünden türeyen râzık, rızık veren, bu kelimenin mübalağalı şekli olan rezzâk, çok rızık veren, hayru'r râzikîn ise rızık verenlerin hayırlısı demektir.

Rızık Allah'ın canlı varlıklara, hayatlarını sürdürebilmeleri için kâinatta var ettiği şeylerdir. Bunlar; temiz hava, su ve gıda maddeleridir. Bütün hayvanların, insanların, cinlerin ve diğer canlıların muhtaç olduğu rızıkları var eden Allah'tır. Bir yaratığın rızık elde etmesine vasıta olan, sebep olan insana da râzık denir. Ancak bu mecazi anlamdadır. Gerçek anlamda rızık veren sadece Allah'tır. İlim, şeref, makam gibi manevi nimetler de rızıktır.

Allah'ın bu ismi Kur'ân'da rezzâk şeklinde bir âyette, hayrü'r-razikîn şeklinde beş âyette geçmiştir: "Şüphesiz rızık veren, kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." (Zariyât, 51/58); "Gerçekten Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Hac, 22/58)

Allah'ın rızık verdiği Kur'ân'da daha çok "razaka - yerzükü" fiili ile ifade edilmiştir: "Allah ki sizi yarattı, sonra sizi rızıklandırdı..." (Rûm, 30/40), "Allah'tan başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı mı var?" (Fâtır, 35/3), "Nice canlı var ki rızkını taşıyamaz, onlara da size de Allah rızık veriyor..." (Ankebût, 29/60), "...Allah dilediğine rızkı genişletiyor ve daraltıyor..." (Ra'd, 13/26), "Allah rızıkta kiminizi kiminizden üstün kılmıştır." (Nahl, 16/71), "Allah dilediğine hesapsız derecede çok rızık verir." (Bakara, 2/212).

İnsanlara rızkı farklı verişi Kur'ân'da şöyle anlatılıyor: "Allah kullarına rızkı bol verseydi, yeryüzünde azarlardı. Fakat (rızkı) dilediği ölçüde indiriyor. O kullarının halini haber alandır, görendir." (Şûrâ, 42/27).

Allah, kullarından verdiği rızık karşılığında kendisine teşekkür etmelerini istiyor: "...Size rızık verdi tâ ki, şükredesiniz." (Enfâl, 8/26), "Allah'ın size verdiği rızıktan helal, hoş olarak yiyin de Alllah'ın nimetine şükredin, eğer, O'na ibadet ediyorsanız." (Nahl, 16/114), "...Rızkı Allah'ın yanında arayın, O'na ibadet edin, O'na şükredin..." (Ankebût, 29/17).

İnsanlar gibi diğer canlılara rızık veren de Allah'tır; "Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın..." (Hûd, 11/6), "...Allah besleyen, fakat kendisi beslenmeyendir..." (En'âm, 6/14).

Kaynak: Diyanet

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.