
Taha Suresinin 98. Ayeti Ne Anlatıyor?
Taha suresinin 98. ayetinde ne anlatılmak isteniyor? Allah’tan başka ilah olmadığını bildiren âyet; Taha suresinin 98. ayetinin Arapçası, meali ve tefsirini yazımızda okuyabilirsiniz...
Taha Suresinin 98. ayetinde şöyle buyrulur:
Taha Suresi 98. Ayet Arapça:
اِنَّمَٓا اِلٰهُكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ وَسِعَ كُلَّ شَيْءٍ عِلْمًا
Taha Suresi 98. Ayet Meali:
Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah’tır. O, ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. (Tâ-Hâ, 20/98)
ALLAH’TAN BAŞKA İLAH YOKTUR
Bilgi:
Hz. Mûsâ -aleyhisselâm-, kırk gün sürecek bir buluşma için Yüce Allah’ın huzuruna çağrılmış ve Tûr dağında kırk gece kalmıştı. Bu esnada yerine kardeşi Hz. Hârun -aleyhisselâm-’ı vekil bırakmıştı. Bu süre içinde Sâmirî isimli bir kuyumcu, altından bir buzağı heykeli yaparak İsrailoğulları’ndan bazılarının ona tapmalarını sağladı. Ayette İsrailoğullarının bu tutumu eleştirildikten sonra Allah’ın eşi ve benzeri olmadığı ve yaratılan bütün varlıkların ilahının O olduğu vurgusu yapılır.
Mesaj:
- Allah tektir, benzersizdir. Allah’ın ilmi her şeyi kuşatır.
- Allah’tan başka ilah yoktur. O’ndan başkasını tanrı edinmek sadece bir aldanıştır.
Kelime Dağarcığı:
İlâh: Tanrı; tapınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, gönülden bağlanılıp sığınılan varlık.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Taha Suresi 98. Ayet Tefsiri:
- Mûsâ, bu kez Sâmirî’ye dönerek: “Nedir bu yaptığın korkunç şey, ey Sâmirî?” diye sordu.
- Sâmirî şöyle cevap verdi: “Ben, onların görmediği bir şeyi gördüm. Sana gelen elçi Cebrâil’in izinden bir avuç toprak alıp onu erimiş mücevheratın içine attım. Böyle bir şey yapmayı nefsim bana hoş gösterdi.”
- Mûsâ: “Defol, git!” dedi, “Artık hayatın boyunca: «Bana dokunmayın!» diyerek insanlardan uzak duracak, yalnız yaşamaya mahkûm olacaksın! Ayrıca senin için bir ceza daha var ki, ondan asla kaçıp kurtulamayacaksın. Şimdi tapınıp durduğun şu tanrına bak! Yemin olsun ki, biz onu ateşte yakacağız; sonra da küllerini denize savuracağız!”
- Şüphesiz sizin ilâhınız ancak Allah’tır. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır.
Sonra Mûsâ (a.s.) aynı hiddetle buzağı heykelini yapıp kavmin sapmasına sebep olan Sâmirî’ye döndü. Niçin böyle bir şeye cür’et ettiğini sordu. O da itiraz etmeden suçu kabullendi. Nakledildiğine göre Sâmirî’nin, İsrâiloğulları’nın görmeyip de kendisinin gördüğünü ve izinden bir avuç toprak aldığını söylediği elçi, Hz. Mûsâ’nın huzuruna gelen Cebrâil (a.s.) idi. Sâmirî, onun atının bastığı yerlerin yeşerdiğini görmüş, izinin toprağından bir avuç alıp, mücevherâtın eritildiği o ateşe atmıştı. Sâmirî’nin buradaki sözünü mecazi mânaya hamledip, “Nefsim beni, Allah’ın bana ilham ettiği husûsi bir ilmi böyle kullanmaya sevketti” şeklinde anlamak da mümkündür.
Rivayete göre Hz. Mûsâ’nın, artık bundan böyle hayatın boyunca “bana dokunmayın, benden uzak durun” diyeceksin, şeklindeki bedduasından sonra Sâmirî, hakikaten ağır bir bulaşıcı hastalığa yakalanmış ve ömrü boyunca insanlardan uzak durmak mecburiyetinde kalmıştır.
Hz. Hârûn ve Sâmirî ile bu konuşmaları yaptığı esnâda Mûsâ (a.s.) yine aynı hiddet ve öfkeyle yapılan buzağı heykelini ateşte cayır cayır yakacağı, sonra onun küllerini denize atacağı tehdidinde bulundu. Sonra da Allah’ın tek ilâh olduğunu, O’ndan başka ilâh olmadığını, O’nun ilminin her şeyi kuşattığını vurguladı. Böylece tüm kavmini yeniden tevhid akîdesine davet etti.
Bu davranış, ulu’l-azm bir peygamberin Allah’ın birliğine karşı işlenen bir suç karşısında nasıl yüksek bir gayret-i diniyyeye sahip olduğunun açık bir örneğidir. Allah’ın varlığına ve birliğine inanan ve bu inancı insanlara ulaştırma vazifesi olan her mü’minin Mûsâ (a.s.)’ın bu hâlinden alması gereken çok güzel örnekler vardır.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com
YORUMLAR